Abonelik Facebook sayfamız Twitter sayfamız

Page
: 182
Article : 0
Size : 1,4 x 9,4 x 6,4 inch
ISBN : 975 6782 31 5
Binding : Hardcover
Lang. : Turkish
   


by Doç.Dr. İsmail Doğan

Kuruluş Ailesi, dönemin sıkıntı, sorun ve ihtiyaçlarının yanısıra heyecan, coşku ve idealleriyle şekillenmiştir. Bu idealler beylikten İmparatorluğa yükseldikçe içkin ve karakteristik bir imperial gurura dönüşmüştür. Dolayısıyla denilebilir ki, Osmanlı Ailesi bir İmparatorluk ailesidir. Ailenin bu niteliği her türlü sosyolojik ve ekonomik etkenin önünde olan belirleyici bir unsurdur. Bu kültürel olgu, siyasal teminatlar ile de kuşatılmış; din ve gelenekle güçlendirilerek kişisel güvenliğin, psiko-sosyal doyumun da vasıtası olmuştur. Çünkü sistem, toplumsal kurumları, ülkenin tüm toplumsal kategori ve zümrelerini dondurmak suretiyle mevcut örf ve âdetleri koruma altına almıştır. Osmanlı Ailesi bu garanti ve güvencelerin en başında yer alır.



 Pax-Ottomana

Preface Table of Contents Sample Articles Reviews Media and Us

Halen çalıştığım üniversitede lisans ve lisansüstü verdiğim derslerden biri de “Türk Aile Sosyolojisi”dir. Türk Ailesinin tarihsel serüveni içerisinde karşılaşılan güçlüklerin, sadece tarihin henüz günışığına çıkmamış bölümleri için malzeme ve dil boyutlarıyla sınırlı olmayıp, aynı zamanda bir yöntem sorunu da olduğunu yakından bilmekteyim. Bu durum büyük ölçüde çok genel olarak araşttırmacıların disiplinlerarası manevraya imkan vermeyen formasyonlarıyla açıklanabilir. Derin bir toplumsal geleneğin tarihsel-sosyolojik analizlere duyduğu ihtiyaç uygulamalı yöntem ve analizler kadar gereklidir. Birinin mevcut toplumsal sorunların görünür örnekleriyle vereceği çözüm önerilerini, diğeri gelenekten kaynaklanan birikime bağlı olarak ilham edecektir. Burada asıl olan bugün ile dünü, geçmiş ile geleceği birbirinden ayırmaksızın bir senteze ulaşabilmektir. Böyle bir sonuç için ise bir tek disiplinin, sözgelimi sadece tarih biliminin ya da sadece antropoloji ve sosyolojinin yöntem ve teknikleriyle, “malzemeleri” yeterli değildir. Bilakis bu iki disiplinin ortaklaşa çabalarına ihtiyaç vardır. Bu bakımdan tarihsel kaynakların, belge ve bulguların özellikle sosyolojik yöntem ve yaklaşımlarla ele alınması zorunludur.

Bu çalışma, Osmanlı aile yapısını sözü edilen yöntem ve anlayışlarla irdeleme girişimidir. Son yıllarda yakın tarih özellikle üniversitelerdeki genç araştırmacıların ilgi alanı haline gelmiştir. Osmanlı toplumunun farklı toplumsal kurumları (aile, eğitim, siyaset, hukuk vs.), bu merak çevresinde bilimsel ve akademik araştırma ve incelemelere konu olmaktadır. Bu bakımdan Osmanlı’nın işaret edilen toplumsal kurumları hakkında çeşitli araştırmalar birbiri ardı sıra yayınlanmaktadır. Kuşkusuz bu, bilim ve kültür hayatımız açısından sevindirici bir durumdur. Osmanlı’nın toplumsal yapısına ışık tutacak önemli bir kurum olarak aile yaşamına ilişkin çalışmalar da bu çerçevede araştırmalara konu olmaktadır. Ancak bu araştırmaların büyük bir kısmı Osmanlı aile yapısını karakteristik dönemler içinde ele almaktadır. Yükseliş döneminde ailenin demografik yapısı, Tanzimat ailesi, Yükseliş dönemlerinde aile vakıfları, Meşrutiyet döneminde kadın ve aile gibi...

“Osmanlı Ailesi” adlı bu çalışma, Türk Aile Sosyolojisi dersinin önemli bir boyutu olarak bu konudaki birikimimizin güzel bir vesile ile kitaplaşma denemesidir. Ansiklopedik Osmanlı Projesi için bir makale yazmamı isteyen Hasan Celâl Güzel Bey’e bu siparişi üzerine altmış sayfalık bir metin sundum. Bir makale için oldukça kabarık olan bu metin bize bu çalışmanın kitaplaşması düşüncesini ilham etti. İşte elinizdeki bu eserin böyle “Güzel” bir öyküsü de bulunmaktadır.

Bu çalışmada Osmanlı ailesi karakteristik siyasal dönemleri içinde ele alınmıştır. Bu dönemler Kuruluş, Klâsik ve Yenileşme dönemleridir. Böylelikle Osmanlı ailesinin evrim ve gelişimini bir insicam halinde izleme olanağı elde edilmiştir. Bunu yaparken dönemlere özgü toplumsal olaylar tarihsel sıralama içinde ele alınmaya çalışılmış, bu olaylar kendi içinde sosyolojik eleştiriye tâbi tutulmaya çalışılmıştır. Burada unutulmaması gereken sosyologun bir tarihçi kadar tenkitçi olması gerçeğidir. Ancak sosyolojik bir olayın kullanılması için o olayın tarihinin bilinmesi şart değildir. Ondan önce, onunla beraber, onun sonucu olan olaylar bilinsin yeter. O nedenle bu iki ilkeye riayet edilerek karakteristik dönemler önceki ve sonraki dönemlerle ilişkilendirilmiş ve gerekli karşılaştırmalar yapılmıştır. Sağlam ve güvenilir kaynaklara ulaşıldığı sürece bu yöntemin işlevsel olabileceği düşünülebilir. Çünkü, geçmişi, bugünü ve geleceği birbirinden ayrı olarak ele almak mümkün değildir. Bu tarihsel gerçeklik karşısında sosyolojik yöntem kadar, sosyologlara da çağdaş sorumluluklar düşmektedir.

Çalışmanın basım ve yayınında emeği geçenlere teşekkür ederim. Teşekkürlerin en büyüğü de Hasan Celâl Güzel Bey’e. Çünkü o, bu çalışmayı hem ilham etti, hem de basım ve yayımını gerçekleştirdi.

Nisan 2001, Ankara

Doç.Dr. İsmail DOĞAN



About Us | Project Turk
ottoman-history | Other Publications | Symposium
Contact Us | Search | Links

Copyright © 2019 Yeni Turkiye